Bahri KILINÇEL bilgi@bahrikilincel.com
ANNEM BENİM HAYAT REHBERİMDİ



ANNEM  BENİM  HAYAT REHBERİMDİ 

Okuma  yazması  yoktu Anamın  ancak  o halk üniversitesi  mezunuydu. Bana  hayatı öğreten  rehber  öğretmenimdi. Annesinden  el aldığı  Köyümüzün  ebesiydi, ağıt yakıcısıydı, küsleri barıştıran elçiydi, Düğünlerde  zülüf kesicisi  ve  irticalen söylediği  gelin ağıtlarıyla  tüm kadınları ağlatan kadındı Anam.

Köyün hastalarını tedavi eden , kupa vuran, kocakarı  ilaçlarıyla  dertlerine çare bulan , lohusalara, hasta çocuklara  inanılmaz  tedaviler uygulayan bir  çareciydi. Tütsü  tütütür, nane  çayı yapar, bronşit olanları  gazete  kağıdına  rakı emdirerek göğüslerine  kapatarak  çare bulurdu.

Beni okutmak için Tarlalar’da  ömür tüketen, yatılı okula  gideceğimde  harçlığımı çıkarmak için  burçak  yolup, nohut yolup  bana harçlık  hazırlayan  ve  Askeri  okulu  kazandığımda  o güzel  yüzüyle  gülerek  “  Ölsemde  gam yemem ‘ diyerek   mutlu olan  kadındı  Anam.

Dünyanın en iyi aşçısıydı  Anam. Yoksuluğuna  rağmen bulur buluşur yemek üreten ve  her  yemeğe  sevgisini  katarak  beş çocuğunu  hayata hazırlayan  efsane  bir aşçıydı. Tadı hala damağımda olan çorbalar icat eder, Yoksul  bir köy evinde  bulunan, bulgurdan, undan, mecimekten , soğandan , Patatesden  öylesine  yemekler yapardı , Tadına  doyamazdık.

Köyde  kim küs  gitmiş ise  hemen Anam devreye  girer  herkesi  barıştırır, Kimseye  kin gütmez, Kimseyle  kavga etmez, herkese  güler  yüzlü, hatırsever , dostça  geçinen  bir kadındı  Anam. Her  izine geldiğimde  hangi yaşda oursam olayım  bana  sarılır  o nasırlı ve şefkatli  ellerini  gömleğimin içine  sokar ve sırtımda  ellerini  gezdirir, saçlarımı  okşar  ve şu  ünlü  sözünü  söylerdi “ oğlum zayıflamışsın , kendine bakmıyormusun , et  falan yemiyormusun”   hala  kulaklarımdadır  bu  sözleri.

Gün geldi Aniden  Anamın  enbolü sonucu  Hastaneye  kaldırıldığını  duyunca  hemen gidip  Anamı  gördüm. O efsane kadın   bir yanı  felçli, Konuşamıyor, sadece  beni duyuyor, ağzından besleniyor durumdaydı. Bir aylık Hastane  sonunda  Doktor  “ Annenizin  3 aylık ömrü kaldı”  diyerek  evimize  götürdük.

Anamın hiç ölmeyeceğini  sanmıştım. O yürüdüğünde  yerleri inleten , bana hayat hazırlayan ,yıkılmayacak  kadın yatakta, badem yeşili gözleri, bembeyez  yüzüyle  bana bakıyor ve yemeğini yedirdiğimde  elini tutduğum’da  elimi sıkarak  ve gözleriyle  konuşuyordu.

Sizin hiç Anneniz  öldümü  benim  Anne  öldü. hayır olamaz bu gülen kadın annem ölemez ben onsuz bir hayat düşünemem annem ölemez dediniz mi?  Evet   çare  yoktu  şeker hastalığı, kalp ve tansiyon hastası Anam  24  yıl  önce  bir  bayram  sabahı  yemeğini  yedirdim  ve  yüzünü  seyrediyorum.  Anam  aniden  sararıp  solmaya  başladı  o yeşil gözleriyle  bana son kez  baktı ve  elimi sıktı  bu dünyaya  veda  etti  gitti. Hastane odasında evimizde   gün gün eriyen saat saat sizden ebediyen ayrılmaya hazırlanan dönüşü olmayan bir yolculuğuna çıkmaya hazırlanan gözlerine   bende  son kez  bakakaldım.

Sizin hiç anneniz  öldü mü  benim  öldü  ben öksüz  kaldım. Benim idolüm olan , ondan hayata  dair  çok şeyler öğrendiğim  o efsane  kadın öldü benim sağ  kolum kesilmiş gibi  oldu. O arkasında hasreti acıyı özlemi bırakıp gitti ne geldi ne de bir haber yolladı. Mahşerde  buluşacağız  Anamla.

Anneler  asla  ölmezler onlar çocuklarıyla, torunlarıyla  yaşarlar aslında. Siz  siz olun Annenizin  kıymetini  bilin. Onlar  bizim asırlık  çınarlarımızdır. Sırtımızı  dayadığımız 



Hit: 30 Kayıt Tarihi: 09.10.2026