1950 yılında sevdalarını yaşadıkları esnada polis ikisinide takip etmektedir. Ruhi su’nın korosu kapatılır. menderes döneminin baskıları artmaktadır.
1952 yılında büyük bir Komünist tutuklamaları başlar. Sıdıka umut üniversiteyi bitirmesine iki dersi varken 11-kasım -1952 yılında tutuklanarak İstanbul sansaryan hana götürülür. Ruhi su tutuklanarak Sansaryan hana götürülür ve beş ay boyunca ağır işkencelerden geçirilir. Sıdıka umut kanaması uzun süre durdurulmamış zayıflamış ve hastalanmıştır aylar sonra birbirlerinin orada olduklarını anlamışlardır.
Ruhi su burada gördüğü işkenceler sonunda yazdığı şiir Mahsus mahalı üretir.
“Mahsus Mahal derler, kaldım zindanda
Kalırım kalırım, dostlar yandadır
Iki elleri kızıl kandadır kanda
Ölürüm ölürüm kardeş, aklım sendedir
Artar eksilmeyiz, zındanlarında
Kolay değil derdin, ucu derinde
Kumhan ırmağında, Karaburun’da
Bulurum bulurum kardeş, öfkem kındadır
Dirliğim düzenim, dermanım canım
Solum sol tarafım, imanım denim
Benim beyaz unum, ak güvercinim
Bilirim bilirim kardeş, gelen gündedir”
Ruhi su ve Sıdıka umut Harbiye cezaevine nakledilirler ve burada nişanlanırlar, yan koğuşta kalan Sıdıka hanımla bir su borusundan ıslanmayan mektuplar ve türküler söyleyerek haberleşirler. 3.5 yıl bu ceza evinde haftada on dakika görüş haklarında görüşürler.
Ruhi su cezaevinde yatan mahkumlardan türküler derler, koro oluşturur, türküler söyletir, Sıdıka hanıma çantalar örer, kutular yapar, Sıdıka hanım kazaklar örerek sevdalarını yürütürler. Harbiye cezaevinde evlenirler nikah şahitleri Bahice boran ve eşi Nevzat hatkodur.
Beşer yıla mahkum olurlar ve Ruhi su Adana cezaevine , Sıdıka su Sultanahmet cezaevine gönderilir. Ruhi su Adana cezaevine gönderilirken bileklerinde kelepçeyi öylesine sıkmışlar ve bu acısını
“ Hasan dağı , Hasan dağı
Eğil eğil , eğil bir bak “ ağıdını yazmıştır.
Ruhi su ve Sıdıka su 1958 yılında tahliye olmuşlardır. Sıdıka su Ankaraya ailesinin yanına , Ruhi su ise Konyanın Çumra ilçesine sürgüne gönderilir. Ucuz bir otele yerleşir, çumra halkı ile uyum sağlayarak , haberleri radyodan dinler, insanlarla selamlaşırlar. Çalışmak için iş arar, Çumra halkı kendisine çok ilgi gösterir, yardımcı olur. İnsanlar yanından geçerken, "Üzülme bu da geçer" diyorlardı.
Ruhi Su’nun Çumra'da kaldığı sürede arkadaşlık yaptığı iki kişi: 1. Ahmet Bursalı, öğretmen, sağ, Çumra’nın Batum Köyü'nden (şimdiki adı Beylerce) Ahmet Bursalı, Rusya'dan Artvin Şavşat'a göçmen gelmiş, Gürcü asıllı; daha sonra Çumra'ya göçmüşler, 2. Mevlüt Hatiboğlu, Çumralı vatandaş
O anda Çumra Cumhuriyet Savcısı Muharrem İlleez'dir. Muharrem İlleez Avanoslu’dur, Avanos müftüsünün oğludur. 1952-1957 yıllarında Çumra'da Cumhuriyet Savcılığı yapmıştır.
Çumra Cumhuriyet Savcısı Muharrem İlleez zamanın ölçülerine göre olabildiğince duyarlı ve yürekli bir kamu görevlisidir. Ruhi Su ile yakından ilgileniyor, cumartesi, pazar günleri Ruhi Su'nun cezaevindeki hükümlü ve tutuklulara saz çalmasını sağlıyor. Kendisi de dinliyor ve saz çalmaya hevesleniyor, fakat işi, yaşı ve başka ilgileri nedeniyle başaramıyor. Aldığı sazı Çumra Cumhuriyet Savcılığı makam odasındaki fona asıyor. Yadırgayıp soran vatandaşlara ve görevlilere fondaki saz için ‘Bu demokrasi' diyor.
Muharrem İlleez, daha sonra Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi üyeliğine atanıyor. Bu görevde iken 1960-61 yıllarında emekli oluyor. Avanos 'a gidip yerleşiyor. 1960 yılından sonra, normal seçimle (atamayla değil) Avanos Belediye Başkanı seçiliyor. Belediye başkanlığından sonra, Avanos'ta restoran çalıştırıyor. 1970’lı yıllarda ölüyor.
Muharrem İlleez, insan ilişkileri yönüyle de özel bir insan. Çocukla çocuk, büyükle büyük. Çevresince sevilen bir insan. İçmeyi seviyor, oyun oynamayı seviyor.
O dönem Çumra adliye hakimi İlhan Somer müziği seven ve Mehmet Ruhi Su’ya ilgi gösterir. Onun Ankaraya nakli için gerekli evrakları gönderip teşvik ederler. Emniyet genel müdürü Kemal aygün ise gönderilen dilekçeleri sürekli reddetmiştir, engellemiştir.
Hakim ilhan somer Ruhi Bey’i bu vesile ile tanımış ve Ruhi Su’ya yapılan açık haksızlığı görmüş. O dönemin kanunlarına göre son derece normal bir hukuksal karar vererek savcının teklifi ile Ruhi Su’nun derhal nakledilmesi gerektiğini öngörmüştür.Fakat daha önceki yargıç nedense bundan kaçınmış. Yasa gereği tahliye veya şevke yetkili olan sadece yargıçlardır, savcı talep edebilir, ama kararı yargıç verir. O zamanlar sol eğilimli olmayan Hakim İlhan somer tamamen vijdan ve hukuk açısından gereğini yapan bir hukuk adamı olarak tarihe not düşmüştür.
Müracaatları ret edilen Ruhi su’nun Ankaraya nakli Yürekli bir Cumhuriyet savcısı Muharrem illeez ve Hukuk adamı bir Hakim İlhan Somer’in kişisel gayretleri ile ağustos ayında Ankaraya nakli onaylanmıştır. Gün gelmiş Çumra halkına ve savcıya Çumra istasyonuna yakın bir salonda muhteşem bir konser veren Ruhi su veda etmektedir. Çumra halkı salona sığmamış, kendisini alkışlarla yolcu etmişlerdir. Bu uğurlama ve sürgün günlerinde bir komünist kişiliği bilinen bir insana Çumra halkının desteği, ilgisi, desteği aslında hepimiz için ders alınması gereken bir toplumsal bir ders olması gerekir.